Avustralya Serüvenim

1250

Hilkat Özgün yazdı.

 

1982 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nü bitirdim. Eşimin görevi nedeniyle, Ankara’da yaşamam gerekiyordu. İş için bir çok kapıyı çaldım. Önemli bir kurumun Genel Müdürü’nden, “Kızım torpilin yoksa hiç uğraşma” sözünü duyduktan sonra moralim bozuldu ve meslek değiştirmeye karar verdim. Bir dönem özel dershanelerde, daha sonra Ankara Atatürk Anadolu Lisesinde öğretmenlik yaptım. Fakat tek hayalim, Tübitak gibi bir kurumda araştırmacı olarak çalışmaktı. Türkiye’de bu hayalini gerçekleştirmenin zor ve ancak o dönemde çok güçlü bir tanıdık vasıtasıyla olabileceğini anlayınca, hayalimdeki fırsatı yakalamak için yurt dışına çıkmaya karar verdim.

Ailem, Almanya’da yaşıyordu. Eşinin Almanya’ya gitmek istememesi üzerine, bir başka ülke düşünmeye başladık. Bir gün yolumun Avustralya Büyükelçiliği önünden geçmesi, hayatımızı değiştirdi. O güne kadar Avustralya hakkında, Abojinlerden ve Kangurudan başka bir şey duymamıştım. Büyükelçiliğe girerek, bir başvuru formu aldım. Eve getirip formları doldurup, eşime de imzalattıktan sonra postaya verdim. Başvurumuzdan uzun bir süre herhangi bir haber çıkmayınca Avustralya konusunu unuttuk.

Yaklaşık 6 ay sonra bir telefon aldık. Büyükelçilik, Avustralya’da meslekler grubuna kabul edildiğimizi bildirdi. Kısa bir süre sonra elimizde birer valiz, yarısı Kimya kitapları ile dolu, cebimizde sattığımız ev eşyalarının parası 2500 dolarımız ile yola çıktık. Git git bitmeyen uzun bir yolculuk başladı. Yaklaşık 30 saat sonra, Melburn’a vardık. Melburn’u seçmemizin nedeni, Kimya alanında iş imkânlarının fazla olmasıydı. En çok Türk nüfusunun, Melburn’da yaşadığını da buraya gelince öğendik.

Melburn’a yerleşmemizin ilk haftası, elimizdeki 2500 doları ikinci el bir arabaya yatırdık. Ayağımızı yerden kesen Datsun 120, bizim en kıymetli varlığımız oldu. Bu arada La Trobe Üniversite’sinde ve daha sonra RMIT Üniversite’sinde, profesyonel İngilizce kurslarına başladık. Okuldan aldığımız burs ile ev kirasını ve günlük masraflarını karşılıyorduk. Bir dönem sonra iş aramaya başladık.
Bir gün iş mektuplarını postalamak üzere, bir belediye otobüsüne bindik. Otobüsün şoförü Türk’tü. Yurtdışında yaşayanlar çok iyi bilirler. Yolda birinin Türkçe konuşmasını duymak bile, insanı heyecanlandırır. Türk bir şoförün otobüsüne binmek, bin kat daha heyecan verir. Fakat şoförün bize “Artistliğin gereği yok. Bırakın Kimya’yı, gidin herkes gibi siz de Ford araba fabrikasında işçi olarak çalışın“ demesi moralimizi bozdu. Moralimizin bozuk olduğu o dönemde, iş görüşmeleri almaya başladık.

Avustralya

Ben ilk iş görüşme teklifini, Avustralya Hükümeti’nin Bilimsel Araştırma Merkezi CSIRO’dan aldım. Büyük bir heyecanla bir tarafı İngilizce, bir tarafı Türkçe yazılmış, kırmızı kaplı ODTÜ diplomamı, koltuğumun altına koyarak iş görüşmesine gittim. İş görüşmesini yapan 6 kişilik panelden hiç kimse, benim diplomam ile ilgilenmedi. Israrla diplomamı göstermeye çalışmam üzerine paneldekilerden bir tanesi “Bizim için senin başvurunda beyanın önemlidir” dedi. Hiç alışık olmadığı bu davranışa çok şaşırdım. Paneldekiler ilk kez bir Türk’le tanıştıklarını söylediler. İş görüşmesine sanki benden çok onlar hazırlanmışlardı ve heyecanlılardı. Türkiye’nin büyük şehirlerinin isimlerini, Türkiye’nin komşularını, Başbakanımızın ismini hatasız söylediler.

İş görüşmem, olumlu geçti ve işe alındım. Altı ay gibi kısa bir sürede, Batı Avustralya’da problemli bir fabrikayı, tekrar üretime geçirmeyi başardım. Bunun üzerine kısa sürede, iş yerimden terfi, Batı Avustralya’daki fabrikadan da iş teklifi aldım. Türkiye’den Avustralya’ya göçü göze almama rağmen, Melburn’dan Perth’e göçü göze alamadım. Melburn, artık ana vatanımız olmuştu. CSIRO’da kalarak, Kurşun-Asit Akülerin araştırmasında çalışmaya başladım.

Avustralya

Port Melborne CSIRO’da işe giren, ilk Türk bendim. İlk günlerde ofisimin kapısından gizlice bakan veya birşeyler bahane edip soran, birçok insan oldu. Meğer bu kişiler bölümde bir Türk’ün işe başladığı haberi yayılınca, Türk neye benzer diye merak edenlermiş. Zamanla beni tanıdıklarında, kendilerinden farklı olmadığımı gördüler. İngilizce konuşuyor olmama çok şaşırdılar. Birçoğu, Türkiye ile ilgili hiç bir şey bilmiyordu. İş yerimde, Türkiye’yi tanıtmak misyonum oldu. Kısa bir süre sonra, ‘Uluslararası bir öğle yemeği’ organize ettim. Herkes, kendi ülkesinden bir yemek getirdi. Baklavayı biliyorlardır diye, ben de baklava yaptım. 2 arkadaşımın, baklavayı alıp, üstüne Rus çorbası olan Borç çorbasını sos gibi döktüklerinini gördüğümde, bu insanların gerçekten Türkiye ve Türk kültürünü tanımadıklarına karar verdim. Daha sonra mesleğimle ilgili sunumlarımın önüne, yaklaşık 7 dakikalık Türkiye tanıtım videoları koymaya başladım. İlk önce şaşırdılar. Daha sonra hoşlarına gitmeye başladı. Sunum konumdan çok Türkiye ile ilgili sorular sordular. Benim tanıtımlarım sonucu, Türkiye’ye giden birçok iş arkadaşım oldu. Çok güzel anılarla döndüler.

Avustralya

CSIRO’da, akü araştırması ve Yenilenebilir Enerji kaynakları ile ilgili, birçok başarılı projede görev aldım. 2000 yılında CSIRO’nun yaklaşık 80 firma ile ortaklaşa, dünya fuarlarında gösterilmek üzere geliştirdiği axcessAustralia LEV prototip Hibrid arabasına çift taraflı akü geliştirdim. Projenin bir kısmını, Amerika’da bir akü fabrikasında gerçekleştirdim. Bu aküler aynı zamanda Sidney Olimpiyatlarının açılışında, General Motors araba firmasının geliştirdiği, Holden ECOmmodore Hibrid arabada kullanıldı. 2000 yılında bu proje Avustralya’da yapılan projeler arasında, en başarılı proje seçildi. CSIRO’nun en büyük ödülü olan CSIRO Başkanı’nın Ödülü’ne layık görüldüm. Böylesine özel bir ödülü, kendi ülkemde almayı çok isterdim. Ancak bu ödülü bana, fırsatlar ülkesi Avustralya verdi. Ben yine de bir Türk kadını olarak, bu ödülü almanın gururunu, kendi içimde yaşadım.

Avustralya

2008 yılında ise Yenilenebilir Enerji için yeni depolama kaynağı olan UltraBattery (Ultra-Akü) projesi çalışmamızla, grup olarak CSIRO Araştırma Ödülüne layık görüldük. Ultra-Akü’nün temelinde, kurşun-asit içeriği akü ve süper-kapasitör birleşimi yatmaktadır. Ultra-Akü’nün üretim lisansı Japon firması Furukawa ve Amerikan firması East Penn tarafından alındı ve çalışmaları bu ülkelerde devam etmekte.

Avustralya

Yoğun iş hayatım yanında, Avustralya’da Türkiye, Türk insanı ve Türk kültürünün tanıtılması için her alanda gönüllü çalışmalar yapıyorum. Gönüllülük Avustralya’da çok önemli ve saygı duyulan bir görev. 2003 yılında Avustralya Türk Kültür Platformu’nu (www.atcp.com.au) kurdum. 2005 yılında, zengin Türk kültürünü, Avustralya’da yaşayan diğer toplumlara, tanıtmak amacıyla Avustralya Türk Lale Festivali’ni başlattım. Bu yıl on ikincisi düzenlenecek olan Türk Lale Festivali, Avustralya’da yaşayan çok kültürlü toplumları bir araya getirip, ülkemiz müziği, tarih ve kültürünü tanıtarak kültürlerarası köprü oluşturuyor. Türk Lale Festivali, 2008 yılında Viktorya Çok kültürlülük Komisyonu tarafından “Çok kültürlülük İlişkilerinde Üstünlük Ödülleri” kategorisinde değerlendirilerek, “Kültür Mirası” ödülünü aldı.

2007 yılında, Melburn 40.yıl komitesine Türkiye’den talep edilen etkinlikler projesini hazırlayıp Türkiye’ye sunarak komitenin Türk Tanıtma Fonu’ndan fon almasına katkı sağladım. Oyuncak Evi Kampanyası, Seyahat Fuarları Türk Etkinlikleri, Barış ve Uyum Konserleri, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı Kutlamaları, Gençlik Ödülleri, Geçmişten Günümüze Türk Moda Defilesi ve Melburn Sanat Merkezi ile birlikte Türk kültürünü tanıtımını, Türkiye’den eğitime gelen öğrencilere sosyal etkinlikler düzenleme, Avustralya’ya uyumlarını sağlama gibi sayısız etkinlik düzenledim.

Avustralya

Melburn’da yapılan çok kültürlü Festivaller, Lale Festivalleri, Türk – Kore ortak projesi kapsamında ortak sergi ve konser, Avustralya’da Türk – Japon Dostluk Yılı Projesi, Kadın Sanatçılar Resim sergileri, Dünya Kadınlar Günü kutlamaları, çeşitli konularda seminerler ve konferanslar gibi pek çok önemli çalışmaları gerçekleştirme şansım oldu.

Bir dönem T.C. Başbakanlığı’na bağlı olarak, Yurt Dışında Yaşayan Vatandaşlar Danışma Kurulu Avustralya Temsilcisi olarak görev yaptım. Çeşitli gazete ve dergilere yazılar yazdım. Avustralya ve Türkiye’de düzenlenen kariyer seminerleri, festivaller, seminerler ve çalıştaylara, gönüllü konuşmacı olarak katıldım.

Avustralya

2009 yılında, dönemin Melburn Başkonsolosu Aydın Nurhan’ın başlattığı, Başkonsolosluk Kültür Ödülü’nün ilk sahibi oldum. 2003 yılında Yılın Başarılı Kadını Ödülü, 2006 yılında Yılın Viktorya’lı Türk’ü ödülü, 2007 yılında, Avustralya’nın Viktorya Eyaleti Başbakanı’ndan Çok kültürlülüğe Katkı Ödülü, 2014 yılında Barış Elçisi ödülü gibi bir çok ödülün sahibiyim.

Dünya Kadınlar Günü 100.Yıl Albümünde yer aldım. Çok kültürlü Avustralya Toplumunu tanıtan ‘All of Us’ kitabında, Türkiye’yi temsil ettim. Bu yazımda sizlere kendimden bahsederek tanışmak istedim. Raff Dergi’de sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Uzak Diyar Avustralya’yı yazılarımla sizlere yakınlaştıracağım.

Sevgiyle kalın!

 

YORUMLAR