Ben Pek Göremiyorum, Siz Görmekte Misiniz?

292
geri dönüşüm

Atilla Irgız yazdı.

 

Tüm Raff Dergi okurlarına İzmir’den merhaba diyerek cümlelerime başlamak istiyorum.

Birkaç gündür, evimin mutfağında bas gitar teli görmeye hala alışamadım. Mutfakta bas gitar telinin ne işi olabilir ki.. Sormayın işte, oldu. Onları, mutfakta görmekten hiç mutlu değilim. Enteresan bir şekilde, başka yere de koymuyorum. Geçen hafta, gitarın tellerini yeniledim. Çıkan eski teller metal yani nikel. Bir de epey hacimli ve gramajlı halat gibi teller. Bunları çöpe atamıyorum. Çünkü geri dönüşüm olabilecek bir malzeme. Evde başka işe yaramaz, kullanılmaz metal malzemeler daha elime geçti. Bunları da teller ile aynı yere koydum ki bir arada olsunlar. Bu malzemeleri, geri dönüşüm için kumbara ya da benzeri ekonomiye kazandıracak bir mekanizma bulamadım halen. Bu yüzden de bulacağım ana kadar evde bekleyecekler galiba. Ben de inatla bekleteceğim. Biz hep Avrupa ülkelerindeki uygulama ve yaptırımları örnek olarak benimseriz ya. Ben de o benimseyenlerdenimdir. Avrupa halkları, tüketim sonrası geri döngü konusunda çok duyarlı. Elbette ki örnek alınabilir. Yerel yönetimler de ciddi destek vermekteler. Kendi şahit olduklarımdan söz edeyim. Danimarka’da metal içecek kutularının, 10 adeti 0,25 Euro’dan depozito iadesi yapılıyordu. Sadece geri dönsün diye, sembolik bir para ödemesi yapıyorlar. İsveç te bir otelin banyosunda, sadece jilet için çöp kovası vardı. Adamların çeliği değerli tabi. Herkes biz değil ki, milli servetlerinin kıymetini bilmeyecek.

1990’lı yıllarda şu anda kimdir, hangi firmadır ya da dernektir hatırlayamıyorum, ama muhtemelen Tema olabilir. Karton kutulu içeceklerin, kutularını sizden alıp okullara kitaplık, raf, dolap haline dönüştürüyordu. O yıllarda ben de yüzlerce içecek kutusunu, teslim etmiştim. Sonradan, yapılan mobilyaları da gördüm. İnsan merak ediyor, kağıttan mobilyanın nasıl olabileceğini haliyle. Ağaç mobilya ile aynı. Sadece rengi ağaç rengi değil, karışık renkli bir şeylerdi. Keşke benzer uygulamalar yine olsa. Bu kadar tüketim çocukları olmasak.

Amerika da bir eyalette, bizde de var olan 250 ml küçük pet su şişelerinin üretimine son verilmiş. Zaten o küçük pet şişeler biberona benziyor. Ne işe yarar ki? Ne kadar mantıklı değil mi? En küçük, sadece 1 litre şişeymiş. Bu da basit bir hesapla, plastik şişe atıklarının dörtte üç oranında azalmasına etki eder. Bizde durum, tam bir trajedi desem inanın abartmış olmam. Bu pet su şişelerinin para edip etmediğini bilmiyorum. Yeniden dönüşümü var mıdır, yok mudur? Varsa ne yapılır, bunlardan hiç araştırmadım. Ama eğer ekonomik değerleri varsa, karayollarına acımasız ve gaddarca atılmış şişeleri toplama kararı alan adam, kesin epey zengin olacak demektir. Yol kenarları o kadar kötü durumda ki.geri dönüşümgeri dönüşüm

Bizim nesil yani 70’lerde doğanlar, çevre konusunda fena değiller. Bizden öncekiler döneminde, zaten tüketecek bir şey de pek yoktu. Ama onlar en iyilerimiz. Günümüz kuşağı için aynı şeyleri söylemek imkansız. Çünkü bunlar, okuldan ve aileden nedense hiçbir çevre bilgisi almamışlar. Bahsettiğim yol kenarı, atık trajedisinin aynısı, denizler ve dipleri için de aynı .

Kendimden bahsederek örnek vermekten gerçekten hoşlanıyorum galiba. İnsanın kendini sevmesi ve barışık olması iyi bir özellik. Hep yüzücü gözlüğü ile yüzerim. Ve herkese de yüzerken mutlaka kullanmasını önemle tavsiye ederim. Yüzerken suda ve altında ne var, ne yoksa görüyorsunuz. Sadece deniz dalgalı ya da hafif hareketli ise taban çökeltisi suyu bulandırıyor. İşte o zaman, pek bir şey görünmüyor. Yani yüzerken gördükleriniz karşısında, kriz geçirebilirsiniz. Neler neler var .İnanılır gibi değil. Şimdi bunların bazılarını, saymak istiyorum. Yüzlerce pet su şişesi, dibe inmiş öyle duruyor. Kutu içecekler, şişe içecekler, en çok da bira şişeleri. Bu arada bira şişeleri, Migros’ta tanesi 250 kr’tan geri alınıyor. Bir gün, alttaki şişeyi merak ettim. Biraz değişik bir bira şişesi, taa 80’lerden. Almadım duruyor orada…

Dünyada en çok üretilme rekoru olan ürün, beyaz plastik sandalye. Deniz şemsiyesi, şemsiye sapı, çok miktarda naylon torba, patlak plastik top, deniz yatağı, ki diğer naylon ve branda gibi şeyler deniz tabanına yapışıyor, temizlik malzemeleri, plastik ambalajlar. Deniz diplerinin olmazsa olmazı, çeşitli ebatlarda araç lastikleri. Çaydanlık ve plastik leğen… Leğen dedim ya. Yıllar önce çevre duyarlılığım yüzünden bir belanın içine girdim. Marmaris Selimiye’deyiz, tatilin kalan son 2 günü, kaldığım yer denize sıfır. Orası öyle bir yer zaten, her yer denize sıfır. Deniz, epey derin. Suya atla 5- 6 m. dışarıdan bakınca saf temiz pırıl, ama altı… Çok kötü, epey bir yüzdükten sonra altta gördüklerimi dışarı çıkarayım da bir hayrım olsun falan dedim. Baktım koskoca bir çamaşır leğeni var, şimdiki nesil bilmez. Çamaşır leğeni, kova vs. indim alta, 7-8 metre altta beyaz bir yuvarlak .Bu arada, kolumda derinlik ölçen dalgıç saati var. Derinliği oradan biliyorum. Kıvrımlarından tutup acı ile bıraktığım bir oldu. Çünkü, orada denizde yaşayan kırkayaklar varmış. Elimi anında soktular. Hemen yüzeye çıktım. Hiçbir kızarıklık yara yok. Ama nasıl yanıyor anlatamam, sanki defalarca bıçak saplanıyor. O yıllar Selimiye’de revir, sağlık ocağı vs. de yoktu. Yerel halk ne dedi ise onu yaptım, ama nafile. Üstüne çişini yap dediler, tuhaf gelse de denedim. Olmadı, çamur sür dediler. O da olmadı. İnanmayacaksınız 2 gün acısı hiç hafiflemeksizin sona ermedi. Geçen zaman zehir oldu tabi…

geri dönüşüm geri dönüşüm

Görüldüğü gibi durum çok vahim.

Geçen sene Seferihisar Teos plajında kayalıklardan denize girdim. Birden bire 4-5m olur su. İnanmayacaksınız! Böylesi çöpü, hiçbir yerde görmemiştim, dehşet içinde kaldım. Taban resmen yüzbinlerce metal ve plastik kutularla doluydu. Çok daha derin yerlerde kim bilir neler var? Kaş, Kalkan hariç 15-20m derinlikten sonrası görülemez.

Bana sorarsanız, bu işin eğitim aşaması zor. Çünkü hem zaman ister, hem de bu konuda duyarlı ve bilgili eğitimci. Ben pek göremiyorum, siz görmekte misiniz bilemem? Bu nedenle, en radikal çözüm cezai uygulama. Biz Türk’lerin canını al parasını alma. Belediyeler, kaymakamlık ya da valiler ortak hareket etmeli. Hatta deniz kenarı noktalarında, sahil güvenlik de bir şeyler yapmalı. Ben şahsen sahil güvenlik ne yapar. Mesaisi nedir pek anlamış değilim ama. Örneğin yere pet su şişesi atan salağa, hemen oracıkta 300 tl cezayı yapıştıracaksın. Radikal ve etkili değil mi?

 

YORUMLAR