Bir On Kasım Günü

194
10 Kasım

Sibel Kamer yazdı.

 

Merhaba sevgili Raff Dergi ve onun sevgili okurları, bugün benim için yılın en hüzünlü günü… Türk Milletinin babasını, Atasını kaybettiği gün.

Tüm dünya tarihine bir bakın, hangi lider “Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” diyebilmiştir, kıran kırana savaştığı askerler için?

Oysa onun halkı için yapmayı planladığı o kadar çok şey vardı ki, yarım kaldı hikayemiz sanki, onun zamansız gidişiyle. O tıpkı bir baba gibi bizim elimizden tutmuş, savaşların perişan ettiği ülkeyi yepyeni ve gıpta edilen bir ülkeye dönüştürmüş. Tıpkı bir baba gibi içinde bulunduğu aileyi, milleti sevmiş, gurur duymuş. Ve bize hep güzel şeyler söylemiş, ” Türk Milleti zekidir, çalışkandır, karakteri yüksektir ” demiş mesela. Sadece Türk ırkı değil kastettiği, kendini bu vatanın bir ferdi olarak gören herkes için.

Bir dostumun başından geçen küçük bir anekdot anlatmak istiyorum size, “Bir 10 Kasım’da Adıyaman’ın ara sokaklarında çekimdeyiz. Tam o sırada sirenler çalmaya başladı, biz durduk. Şalvarlı, tülbentli bir teyze geliyordu karşıdan. Önce ne yapacağını şaşırdı, sonra elindekileri bırakıp yanımıza geldi ve durdu yanımız sıra. Sanki Kabe’ye dönmüşüz gibi hissettirdi bize. Sanki olduğu yönde değil de bizim tarafımızda durması gerekirmiş gibi. Sirenler susunca sordum, “Teyze orada da durabilirdin, neden yanımıza geldin, yönünü değiştirdin ki? Teyze, “O çok büyük bir adamdı, bizlerin yan yana durmamızı isterdi çocuklar” dedi.

 

YORUMLAR