Mükemmel Kusur

355
mükemmel kusur

Hasan Telli yazdı.

 

Pencereye yansıyan gölgelerin içinden geçen, gözleri ziftli sularla yıkanmış insanlar yığını. Kayıplar… Hangi yöne döndüğü bilinmeyen bu patlak topun kızgın müdavimleri… Serseri ayaklarıyla sarıldıkları yolların yüzbinlerce yıldır süregelen ve süregidecek olan kürek mahkûmları. Binlerce çeşit mesleğin üretimini yaptılar, binlerce kez binlerce meslek seçtiler ama asla hiçbir mesleğin gerçek sahipleri olamadılar. Seçtikleri mesleklerde en iyileri oldukları fazlaca ortada, lakin bu en’leri yine onlar ürettiler. Sözler, felsefeler, inanışlar her neye dokunduysa elleri çabucak üretildi. Çabucak tüketildi. Daha doğrusu ziyan edildi. Bir lanetlenmenin sonucu mudur bu bilemiyorum; insanların en büyük sorunları, sorunsuz olduklarını kanıtlamaya çalışmaları.

Hiçbir insan kusurunu kabul etmez. En azından ben kusurlarını kabul edecek bir insana daha önce hiç rastlamadım. Bendeki de laf… Daha önce kaç kez gerçek bir insana rastladın diye sorsalar verecek bir cevap bulamam ya neyse… İnsanı hani o bildiğimiz insan yapan, kişiliğini belirleyen şey, o müthiş sanat eserlerini kâinata sunmaya yarayan şey; “Mükemmel kusurlar” değil midir? Müzik zevklerimiz örneğin, Sesini mükemmel bulduğumuz bir şarkıcının söylediği şarkıyı bir başka şarkıcı kendine özgü bir şekilde bizim mükemmel bulduğumuz bir tonda söylemezse bu onun mükemmelliğidir. Sorun başka şarkıcının aynı mükemmellikte söylemesidir. Eğer başka biriside bize göre mükemmel okuyorsa ilk dinlediğimiz şarkıcının bizim için bir ehemmiyeti kalmaz öyle değil mi? Mükemmel olan şey tek olmalıdır. İnsanlar da bizim manevi dünyamız da böyle var olurlar. Aklımızda aynı sesle şarkı söyleyen 10 şarkıcıya yer veremeyiz. Veya sürekli aynı çizimleri yapan ressamları, aynı sözleri yazan yazarları sevemeyiz. Dünyaca ünlü sanatçıları, dünyaca ünlü yaptıran şeyde budur, onların kimselerde olmayan kusurları. Ailelerimizde de bunu gözlemleyebiliriz.

mukemmel_kusur_11

Çoğu annenin diğer anneler gibi davrandıklarını söyleyebiliriz ama kimse kendi annesini başka bir anne ile aynı görmez. Oradaki mantıkta şudur; “Senin annenin senin gibi bir çocuğu vardır.” Bu yüzden kimseye istese de benzeyemez. Bu örnekler eminim ki uzatılabilir. Lakin insanlar yine de bu ve bunun gibi şeyleri pek düşünmezler. Çünkü onlara göre kusurlar sadece eksikliklerden oluşur. Üstelik böyle düşünmek için cahil veya hiçbir şeyden habersiz olmalarına da gerek yoktur. Çok önemli bir devlet büyüğü, bir atom mühendisi, girdiği her davayı kazanan bir avukat veya okuttuğu her öğrenciyi çok büyük yerlere getireceğine inanan bir öğretmende bu aptalca düşüncenin içinde olabilir. Yani aptallık bir sınıf değil, bir mantık problemidir. Şimdi bu sözümden “Dünyadaki tüm insanlar aptal olabilir” diye anladınız öyle değil mi? O halde doğru anladınız.

Her insan biraz aptal olmalıdır, biraz deli, biraz kaçık olmalıdır. Ama her insan başka bir deliliğin ürününü sunmalıdır hayata. Yoksa aynalaşmalar başlar. İnsanlığı yıllardır kemiren ve kemirmeye de devam edecek olan bu aynalaşma modeli ne yazıktır ki biter tükenir cinsten bir şey değil. Bir şey diyorum çünkü açıklayamıyorum.

mükemmel kusur

Yaşadığım bir olayı başka insanlara anlatırken kendime has anlatmam gerekir. Eğer benim yanımda o olayı yaşamış başka bir insanda aynı şekilde anlatabiliyorsa ben boş yere konuşuyorum demektir ve bu boş konuşma diğer anlatıcı içinde geçerlidir.

Küreleri sevmeyen, hatta yuvarlak olan her cisimden nefret duyan ve çok güzel insan portreleri çizebilen ressam hayal edin. Şimdi bu ressamı alın, 99 tane çok güzel insan portresi çizebilen normal ressamın arasına koyun. Lütfen bunu hayal edin. Bu 100 ressamdan hangisi sizce daha ilgi çekici portlereler çizebilir? Portlerini mükemmel şekilde gerçek insanlara benzetenler mi, yoksa çizdiği insanların gözlerini yuvarlak oldukları için başka cisimlere çeviren mi? Belki de göz bebeklerini kare çizmiştir kim bilir. Yuvarlak kafalı insanları da üçgen çizmiş olabilir. İşte bu sanatta hiç dokunulmamış, yapılmamış ve bir araya getirilmemiş olan yaratıcılıktır. Yani insanın “Mükemmel kusurudur.”

mükemmel kusur

Her durum bu kusur kavramı içinde düşünülebilir. Mesela Aşk’ta buna dâhildir. Sürekli mükemmel insanı arar dururuz. Peki, kimdir bu mükemmel insan, neyin nesidir. Kim üretmiştir, kimin çocuğudur da bu kadar mükemmel doğmuş ve büyümüştür. Aslında kimse her insan için mükemmel olanı aramaz ki zaten arayamaz. Senin için önemli olanda yine budur, mükemmel kusur. Seni ona çeken ilgi noktası. Diğer insanlara göre o alelade bir insanken, sana göre dünyada eşi benzeri olmayan birisidir. Mantıken düşünürsen dünyada âşık olduğun insandan daha zekileri kesinlikle vardır. Daha güzelleri veya daha yakışıklıları… Örneklerle yüzlerce kez senin aslında yanlış insana âşık olduğun söylenebilir ama bu söylenen yanlışlar genel insan mükemmeliyetleri için söylenebilirler o kadar. Aile için söylediğimiz gibi, aşk için söylediğimiz gibi, arkadaş için, iş arkadaşı için ve sanatçılar için bile söylediğimiz gibi onları bize birey olarak çeken bağlayan şey onların özel olan ve başka kimsede olmayan kusurlarıdır. Ve aynı zamanda bu kusurlar bir bakıma bizim kendimizde aramaktan çekindiğimiz, olan veya olup da fark edemediğimiz yanlarımızdır.

 

YORUMLAR