Şaşkın Balık Efkan’ın Sırrı; Tavrında Saklı

238

Bağdat Caddesi’nde, Şaşkınbakkal’da değil de sanki Santorini’deymişsiniz hissi veren mavi-beyaz tonlarda bir dekor, Türk filmlerinin ölümsüz isimleriyle adlandırılmış tahta sandalyeler, duvarları süsleyen anılar ve beyaz leblebinin eşlik ettiği rakısıyla baş köşeden bizleri izleyen Atatürk! Hayır, bu bir film sahnesi değil. Burası Efkan’ın yeri, tıpkı hayallerdeki gibi…

Bağdat Caddesi ya da civarında balık yemek isteyenlerin aklına nedense hep sahil bölümü gelir Cadde’nin. Oysa caddeden içerlek, pek çok sokak özel mekanları barındırır bu bölgede. Balık yerken önünüzde denizi görmediğiniz halde hemen kıyıdaymış hissi veren Şaşkın Balık nam-ı diğer Efkan’ın Yeri de onlardan biri. Çok özel bir insan, çok özel lezzetler ve özgün bir atmosfer bu mekanda iç içe geçmiş durumda…

Hayalden gerçeğe

saskin-balik-4Efkan Sara hepimiz gibi biriymiş eskiden. Biraz hayalci, biraz hırslı, biraz masum. Erken yaşta giriştiği iş yaşamı O’nu hızlı büyütmüşse de bir yanı hep çocuk kalmış. İçindeki sevimli çocuğun sıcacık gülüşünü hiç kaybetmemiş. Güzel bir hayal kurmuş ve hayat bu ya, gerçeğe dönüştürüvermiş. Bir çocukluk hayalinin gerçekleşmesinden doğmuş Şaşkın Balık Efkan’ın Yeri. İç içe geçmiş hayalle gerçek. Tıpkı Efkan’ın vazgeçemediği Türk filmlerindeki gibi.
Baba mesleği olan mutfağa erken yaşta girmiş Efkan. 90’lı yılların başında Pera Palas’ta çatal bıçak silerek, bardak kurulayarak başlamış işe. Günde bin bardağa bana mısın, demediği günler yaşamış. Hep izlemiş, tıpkı bir film izler gibi. İzlemiş ve aklına yazmış. İşten arta kalan zamanlarında yaşıtları atari oynarken o soluğu eski Türk filmlerinin karşısında almış. Biriktirmiş de biriktirmiş. İnsan biriktirmiş, fikirler, görüntüler biriktirmiş ve de tatlar… Hayalinin peşini hiç bırakmamış. Bir de güleryüzünü eksik etmemiş hayattan. Mutlu sona gönülden inanmış.

Adab-ı muhabbet
saskin-balik-2Az-çok sermayeli, yatırımlı, batırımlı birkaç denemenin ardından Şaşkın Balık Efkan’ın Yeri’ni açmış 2012’de. En büyük hayali gerçek olmuş. Kendisi mutlu sonu yaşarken diğer oyuncuları unutmamış, yıllarca birlikte emek harcadığı dostlarını da yanına almış. Aşçısından müdürüne, komisinden temizlik elemanına koca bir aile yaratmış 200 m2’lik alanda. Mekanı yaşar hale getirirken hayallerinin izinden gitmiş yine. Mavili beyazlı, pötikareli hayaller kurmuş. Beyazı ise başköşeye oturtmuş. Tahta sandalyelerin her birine Yeşilçam’ın unutulmaz isimlerini vermiş. Fonda Zeki Müren’in içli nağmeleri salınırken Ata’mızı unutmamış, başköşeyi O’na ayırmış. Sonra geçmiş mutfağa; balığın en tazesini, mezelerin en lezzetlisini hazırlamış. Adab-ı muhabbet eşliğinde sohbetin en koyusuna dalmış misafirleriyle. Masa masa dolaşmış, hal hatır sormuş, gönül almış.

Balıkçıda kokoreç???

saskin-balik-3Şaşkın Balık Efkan’ın Yeri’nde mönü diye bir şey yok. Lezzetler gayet spontane dolaşıyorlar etrafta. Hepsi birbirinden leziz mezeler günlük olarak hazırlanıyor. Salatası o kadar iştah açıcı ki tek başına bile hem göz hem karın doyuracak nitelikte. Balıklar mevsimine göre değişmekle birlikte illa ki taze. Bir de çok özgün bazı tatlar var ki sadece Efkan’ın Yeri’nde yenecek cinsten. Balıkçıda kokoreç yenir mi, demeyin. Şöyle bir tadın, nasıl keyifle yendiğini göreceksiniz… Ve başrolde ille de rakı tabii, balığın yakın dostu hani. Efkan gelir geçerden ziyade sürekli uğrayan bir konuk profili oluşturmuş mekanında. Öyle ki Şaşkın Balık Efkan’ın Yeri müdavimleri diye bir kavram var. Gececiler, öğlenciler, sadık müşteriler ve dahası. Müdavimlerin rakıları ‘müdavim dolabı’nda kendilerini bekliyor her daim. Geldikçe kaldıkları yerden demlenmeye devam ediyorlar…
Masal tadında burada herşey anlayacağınız. Göz açıp kapayana dek geçen yıllar içinde Cadde her daim trend yenilemiş. Pek çok mekan değişmiş ya da el değiştirmiş. “Bu iş sokak arasında olmaz” diyenler şaşırmış; Şaşkın Balık Efkan’ın Yeri giderek daha çok kişiye ulaşmış. Bugün Şaşkınbakkal Noter Çıkmazı’nda ‘köre sorsan bilir’ dedikleri cinsten bir yer haline gelmiş. Akşamları kapı önlerinde oluşan kuyruklardan anlaşıldığı üzere bir gelen bir daha, bir daha gelmiş. Şimdi soracaksınız, nedir bu Efkan’ın Yeri’nin sırrı? Bizce sır O’nun tavrında saklı…

 

YORUMLAR