Tanrıların Adası Bali

684

Hilkat Özgün yazdı.

 

Gezmeyi seviyorum. Değişik yerler görmek, değişik kültürler tanımak, gittiğim yerin insanları ile kaynaşmak bana mutluluk veriyor. Sanki hayatı bir ucundan yakalamaya çalışıyorum. Daha çok seyahat etmek, daha çok yer görmek istiyorum. Belki de yıllarca yatılı okul hayatı, Üniversite yurtları, çocuklarım, ardından işim ve bilim aşkı, derken birçok şeyi erteledim. Şimdi telafi zamanı.

Arkadaşım Güzin Hanım beşinci kez Endonezya’nın Bali adasına tatil planlamış. Kız kardeşi, yeğeni, kızı ve 5 yaşındaki torunu Yusuf ile gideceklermiş. Yakın arkadaşım Fatma ve ben de katıldım. İyi ki de katılmışız. Unutamayacağımız bir tatil yaşadık.

Melburn’dan kalkan uçağımız, yaklaşık 6 saat sonra Bali Havaalanı’na indi. İlk kez Asya Havayolları (Air Asia) ile uçtum. Daha önce ismini duyduğumda “asla binmem” dediğim Asya Havayolu uçağı ve kırmızı kıyafetli hosteslerinin kibarlığına hayran kaldım. Yol arkadaşım Asya Havayolları, Bali uçuşlarının yakın bir zamanda kaldırılacağını söyleyince üzüldüm. Türk Havayolları’nın bu hatta talip olması ise mutlu etti. Umarım doğrudur.

bali adası

Uçaktan indiğimizde, bizi kalacağımız otel Nusa Dua Beach Resort’un servisi aldı. Bali halkının, kibarlığı ve selamı ile ilk kez orada karşılaştım. İki ellerini göğüs hizasında birleştirip, başlarını hafifçe öne eğiyorlar. Bir süre sonra, siz de aynı şeyi yapmaya başlıyorsunuz. Gittiğiniz her yerde, herkes sizi bu selamla karşılıyor. Bali insanı, çok sakin. Güzin Hanım, “Bunların sinirleri alınmış” diye tarif etti. Gerçekten doğru. Kalabalık trafikte hiç kimse korna çalmıyor. Kimse kimsenin hakkını ihlal etmiyor. Diğer sürücü, hata yapsa bile anlayışla karşılanıyor. Yerli halk, motosikletleri tercih ediyor olmalı, ki özellikle iş çıkışlarında yollar motosikletlilerle doluyor. Görüntüleri çok hoş. Her motosiklette en az iki yolcu oluyor. Hatta bazılarında 3 büyük, bir çocuk ve yolculardan bir tanesinin kafasında taşıdığı eşyayı görmeniz mümkün. Kapalı bayanların motosiklet kullanması da ilginç bir görüntü oluşturuyor.

Otelimizin bulunduğu Nusa Dua bölgesi, dünya çapında otel zincirlerinin bulunduğu bir bölge. Antalya’da bulunan oteller bölgesine benziyor. Başkent Denpasar’a 40 km uzaklıkta, Havaalanına ise yaklaşık 20 dakika mesafede. Nusa Dua’nın anlamı, iki ada demekmiş. Bu bölgenin üç girişi var. Her girişte kontrol bölgeleri mevcut. Kontrolleri, bizim anladığımız standartlarda değil. Hatta çok komik geliyor. Laf olsun diye yapılan bir güvenlik kontrolü gibi. Bomba taraması yapılıyormuş.

Müslüman bir ülke olan Endonezya’ya bağlı Bali adasının, 2014 nüfus sayım sonuçlarına göre nüfusu 4.2 milyon. 2010 nüfus sayımı bilgilerine göre, adada yaşayanların %83.5’i Hint kökenli, %13.4’ü Müslüman, %2.5’i Hristiyan ve % 0.6’sı ise Budistler. Avustralya’nın çok kültürlülüğü ile her zaman övünürdüm. Bali’deki insanları görünce, dünyada uyum içinde yaşayan bir başka yer bulmanız mümkün değil, diye düşünmeye başladım. Herkes kendi dinini ve kültürünü özgürce yaşayabiliyor. Birbirlerine saygılılar. Yine Güzin Hanım’ın tespitlerine göre, bunun nedeni adada petrol olmaması. Belki de haklı. Petrol olsaydı, adada Amerikan askerleri olurdu. Burada bırakın Amerikan askerini Amerika’lı bile görmek zor. Ada Avustralyalı’ların tatil cenneti. Hayatın çok pahalı olduğu Avustralya’da devletten aldıkları maaş ile geçinemeyen bir çok Avustralyalı, Bali’de yaşamayı seçiyor.

bali adasıbali adasıbali adasıbali adası

Bali adasını, tapınaklarıyla ünlü bir ada olarak tanımlayacağım. Adanın bu özelliğini buraya gelinceye kadar bilmiyordum. Meğerse Bali, tanrıların adası imiş. Adada yaklaşık 20,000 tapınak varmış. Her köyde, en az üç tapınak olması zorunlu imiş. Bunları sadece küçük tapınaklar olarak düşünmeyin.

Her biri büyük alan üzerine kurulmuş, devasa tapınaklar. Türk olunca ilk aklınıza gelen, tapınakların mal sahibi kim acaba sorusu oluyor. Hepsi devletinmiş. Otelimizin girişinde de büyük bir Hint tapınağı var. Adada yaşayan her ailenin evinin önünde, kendilerine ait bir tapınak görmek mümkün. İlk görüşte ilginç gelmesine rağmen, bir süre sonra hep tapınak görmek sıkıcı gelebiliyor. Her tapınağın ve evin önünde korkunç suratlı bir heykel var, kötü ruhları korkutup, kutsal mekanların bu heykeller sayesinde korunduğuna inanılıyor. Ada halkı saf ve naif.

bali adası

Bali’de hayat bir ritüel. Çoğunluğu çok fakir olan halk, maddi gelirlerinin büyük kısmını adak ve ayinlere harcıyor. Bazen bir tekne dolusu hayvan, adak için kutsal göllere bırakılıp, batırılıyormuş. Kesilen hayvanlar çoğunlukla yenmiyor, yer altı tanrılarını doyursun diye adanıyormuş.

bali adasıbali adasıbali adası

Bali, ağırlıklı olarak Hinduizm inancına sahip. Yollarda, evlerin önlerinde insanların kendi yaptıkları heykeller var. Kimi tanrı, kimi şeytan.

bali adasıbali adası

Bali halkı doymak bilmeyen aç tanrılarına ve şeytanlara, sürekli törenlerle yemek veriyor. Bu törenler sırasında geleneksel kıyafetlerini giyiyorlar. Evlerin önündeki tapınaklara genç kızlar yemek taşıyor. Bu yemekler arasında çok ilginç yiyecekler görmek mümkün. Hamburger bile var. Yollarda yürürken bu yemeklerin üzerinden atlamanız gerekiyor. Dükkanların kapılarının önünde tanrılar için hazırlanmış yemekler konuluyor. Bir tanesine az daha basıyordum. Basmak günahmış. Son anda arkadaşım bu günahtan beni kurtardı. Tanrılar için adanan yemeklerin çoğu etrafta çöp olarak kalıyor.

Adada yasalar gereği, palmiye ağacının boyunu geçen bina yapmak yasak. Yani 10 metre. Adada en yüksek bina Doğu Bali Milli Parkında bulunan 5 katlı gözetleme kulesi imiş. Şu an bu bina lokanta olarak kullanılmaktaymış.

Bali’de sabah denizde yüzer olarak gördüğünüz tekneleri, akşam karaya çekilmiş gibi görebilirsiniz. Ya da sabah denize girip yüzdüğünüz yerde, öğleden sonra oturup müziğinizi dinleyerek kahvenizi içebilirsiniz. İşte bütün bunlar denizde olan gel-git yüzünden.

Bali’de herkes çok rahat giyiniyor. Bali’ye giderken en rahat kıyafetlerle gitmek gerekir. Bir şort bir bluz ve bir terlikle en rahat tatil yapabileceğiniz bir yer. Kıyafete ihtiyacınız olursa adanın geleneksel sanatı ile yapılmış Batik elbiseler, şalvarlar alıp yerlilere uyabilirsiniz. Balili erkekleri etekli görürseniz şaşırmayın.

bali adası

Bu onların geleneksel kıyafeti. Tanrılarına da etek giydiriyorlar. Hatta tanrılarının başına güneş geçmesin diye şemsiye de kullanıyorlar. Acayip görünüşlü bir heykeli etekli ve şemsiyeli gördüğünüzde şaşırabiliyorsunuz.

bali_2bali adası

Gezimizin ilk gününü, otelimizde geçirdik. Diğer otellerin de olduğu kıyıda bir yürüyüş yaptık. Birbirinden güzel ve gösterişli oteller, Nusa Dua sahili boyunca sıralanmış. Hepsinde sessizlik hakimdi. Yaklaşık 1.5 km sonra halk plajına ulaştık. Otellerin olduğu bölge ile burada müthiş bir farklılık var. İnsanlar yerlere oturmuş piknik yapıyorlar, her taraf çöp yığını. Halk denize girmediği için ancak denizi seyrediyor. Kadınlar ayrı oturmuşlar, deniz kenarında oynayan çocuklarını izliyorlar. Buraya geldiğimiz gün olan 17 Ağustos, Bali halkı için önemli bir günmüş. 17 Ağustos 1945 yılının, Bali’nin Hollanda sömürgeliğinden kurtuluş günü olduğunu öğreniyoruz.

bali adasıbali adasıbali adası

Akşam yemeğimizi otelde yedik. Bu akşam özel bir gösteri vardı. Geleneksel Barong Dansı (Lion Dans) izledik. Barong dansı, iyilik ve kötülük (şeytan) arasındaki savaşı anlatan ruhani bir dans. Akşam yemeğimizde ayrıca adanın egzotik meyveleri ile tanıştık. Rambutan, mango steen, papaya, lychee, durian, ananas ve salak gibi tropikal meyveler denedik. Muzu saymıyorum, adada oldukça fazla. Adından dolayı, en çok Salak hoşumuza gitti.

bali adası

İkinci gün, şoförümüz Made geldi. Made Üniversite mezunu, İngilizce konuşuyor ve sempatik birisi. İş bulamadığı için tur rehberi olarak çalışıyormuş. Bali’yi gezmenin en iyi yolu günlük şoför kiralamak. Made’ye günlük 50 Avustralya Doları ödedik. 25 Avustralya Doları’nı araba sahibine veriyormuş, gerisi kendine kalıyormuş. Made çok kibar bir insan, soru sorulmadıkça cevap vermiyor. Gezimiz sırasında, kendisine gelen telefonları cevaplamıyor. İstediğiniz yerde, istediğiniz kadar sizi bekliyor. Yüzündeki gülümsemesi hiç eksik olmuyor. Bali’ye gidecek olan herkese tavsiye edebilirim.

bali adası

İlk durağımız, Tanah Lot denilen adanın en ünlü Hindu tapınağı oldu. Yüzlerce turist tapınağı görmek ve resim çekebilmek için buraya akın etmiş. Oldukça kalabalık. Tapınak karanın 100 metre açığında, büyük bir kayanın üstüne inşa edilmiş. Denizde gel-git çok fazla yaşandığı için şansımıza ne çıkacak bilemedik. İnşallah deniz çekilmiştir diye geldik. Fakat o gün deniz yükselmiş, tapınak sular içinde kalmıştı. Dolayısıyla tapınağa yürüyemedik, karşıdan gördük. Yürüyebilsek kayaların arasında yaşayan yılana dokunabilecek ve yılan bizi kutsayacaktı. Ben zaten bunu yapamazdım, yılandan korkarım. Tapınağın etrafı yerlilerin pazar merkezine dönmüş. Bana, Ankara’nın Saman Pazarı’nı anımsattı. Yerli kıyafetleri ve yiyecekleri burada bulabilirsiniz. Pazarlık çok önemli. Deneyimlerimden, size söylenen ilk fiyatın üçte birini verin diyebilirim. Hatta bazı satıcılar daha da indirebiliyor.

bali adası

Ünlü Misk Kedisi ile burada tanıştım. Buraya kadar gelip Kopi Luwak içmemek olmaz. Kopi Luwak, dünyanın en pahalı kahvesi. Misk Kedileri bu kahvenin meyvelerini yiyip, bir güzel sindirdikten sonra kahvenin çekirdeklerini dışkıları ile dışarı atıyorlarmış. Sonra bu dışkılar kurutulup, ayıklanıyor ve çekirdekler çıkartılıyor ve sterile ediliyormuş. Fincanı yaklaşık 20 dolar. Denemeye değer. Fakat bana bedavada verseler hayatta içmem. İçenler, tadının çok güzel olduğunu söylediler. Onlara Afiyet olsun.

bali adası

Tanah Lot’dan sonra, Ubud’a doğru yola çıktık. Ubud’u dünyanın en güzel yerlerinden bir tanesi diye tanımlayacağım. Yeşillikler içerisinde bir sanat merkezi. İrili ufaklı kafeleri, sanat merkezleri, her sınıfa hitap edecek butikleri, marketi, restoranları ve birbirinden sevimli evleri ile yemyeşil bir cennet. Kendimi oraya ait hissettim. Her gittiğim ülkenin bir yerine kendimi ait hissettiğim gibi. Fakat Ubud’da trafik için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. İstanbul’u aratmayan bir trafiği var. Tek şeritli yollardan karşıdan karşıya geçmek için fazla zorluk çekmedik. Bir Türk gibi attık kendimizi trafiğin içine. Kararlılığımızı gören sürücüler, durmak zorunda kaldılar. İnsanoğlu bir yerin güzel ve doğal olarak kalmasına maalesef izin vermiyor. Bunu Ubud’da çok iyi gözlemleyebilirsiniz. Bu güzelliğin içine McDonald, KFC, Starbucks gibi birçok yiyecek, içecek zinciri mevcut. Hiç uymamış, yazık etmişler.bali adası

Ubud, muhteşem görünen pirinç tarlaları ile ünlü. Ubud’da deniz olmamasına rağmen, pirinç tarlaları ile Bali’nin kültür ve turizm merkezi olmuş. Görsel olarak muhteşem. Subak, Bali’nin pirinç sulama sistemine verilen geleneksel isim. Balililer için sulama, sadece bitkilere su vermek anlamına gelmiyor. Su onlar için kutsal. Pirinç tarlaları ve terasları su tapınaklarının etrafında yer alıyor ve su idaresini de rahipler yapıyor. Subak, UNESCO Dünya Mirası listesine de girmiş ve sadece etkili bir zirai yöntem olmakla kalmıyor, aslında Bali kültürünün bel kemiği. Pirinç tarlaları eskisi gibi gelir getirmediği için tarla sahipleri, tarlalarının bir kenarına villa yaptırıp kiraya vermeye başlamışlar. Pirinç kalitesi, eskisi gibi değilmiş. Teknoloji oralarda el atmış. Kimyasal ilaçlamalar, hibrid tohumlar derken çiftçi eski verimi alamaz olmuş. Bir çoğu tarlalarını satmış. Kimyasal ilaçlama nedeniyle de kanserle tanışmışlar.

bali adası

Gezimizin üçüncü gününde Bali Safari ve Marine Park’a gittik. Bali’de kesinlikle gezilmesi gereken yerlerden bir tanesi diyebilirim. Her ne kadar giriş ücreti çok olsa da gün içerisinde yaptığınız etkinlikleri görünce “ödediğim paraya değdi” diyorsunuz. Park’ta unutulmaz bir safari programı sunuluyor.

bali adası

Bir otobüs içerisinde safari yapıyorsunuz. Kendi doğal ortamları içinde yaşayan aslan, kaplan, orangutan, geyik, zebra, fil gibi bir çok hayvanı çok yakından görebiliyorsunuz. Aslanlara aramızda sadece bir cam olduğunu düşünmek heyecanlandırdı.

bali adası

Gün içerisinde bir çok gösteriye katıldık. Buradaki gösteriler, diğer yerlerde gördüğümden çok faklıydı. Sadece hayvanlar ve eğiticilerin gösterisi değil, aynı zamanda yerel dans, yerli kıyafetler ve kültür gösterileriydi. Bu gösterilerden sonra, gösteriye katılan hayvanlarla fotoğraf çektirmeniz ve onları sevmeniz, beslemeniz mümkün.

bali adası

Orangutan çok keyifliydi. Müthiş hareketli ve komik bir hayvan. Sizi sarıp sarmalayabiliyor. Çocuk gibi kucağınıza oturabiliyor. Sadece konuşamıyor… Fillerin gösterisi muhteşemdi. Gösteriye şanslı izleyicilerden bir tanesi olarak ben de katıldım. O gün sol kulağım çok ağrıyordu. Gösterinin sonunda “Filin size bir hediyesi olacak, gözünüzü kapatın” dediler. Gözümü kapayıp hediyenin ne olacağını düşünürken fil ağrıyan kulağıma tüm hızıyla üfledi. İnanmayacaksınız kulak ağrım kesildi. Doktora gitmeme gerek kalmadı. Kulak ağrısı çekenlere fil üflemesi tavsiye edebilirim.

bali adasıbali adası

Hayvanların gösterisinden sonra, fil safarimiz başladı. Bali’de filler Afrika’daki fillerden daha küçük. Şimdiye kadar hayal ettiğim fil gezisinden, daha başlar başlamaz pişmanlık duydum. Bizim fil Selfie’ye iki arkadaş bindik. Sanırım biraz ağır geldik. Zavallı hayvan yokuşu zorlukla çıktı. Ayrıca fil üzerinde oturmakta göründüğü kadar kolay değil. Çok rahatsız. Hem kendi rahatsızlığım hem de hayvana verdiğim rahatsızlıktan dolayı hiç keyif almadım. Bir daha hayatta yapmam. Fil üstünde çekilen fotoğrafımı Selfie’yi anarak saklayacağım.

bali adası

Bali’de yemek için şüphesiz en güzel yerlerden bir tanesi Jimbaran Kumsalı. Adeta bir açık hava restoranı. Kumların üzerine kurulmuş masalar, yanan mum ışıkları, masanıza gelip sizin için çalan yerel müzisyenler ve hemen önünüzde uzanan kumsal, kumsalda denize giren insanlar.

bali adası

Buranın en büyük özelliği eşsiz gün batımı. Akşamları birçok insan gün batımını izlemeye geliyor. Restoranlarda ön masalar romantik bir gece kutlayan yeni çiftler veya yeni aşıklar için ayrılmış. Biz ikinci sıradaydık. Gün batımı gerçekten muhteşemdi. Sahilin güzelliği, insanların mutluluğu sizi bir başka aleme taşıyor. Yemekler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Buranın balığı meşhurmuş. Güzin Hanım’la balıklarımızı seçtik. Benimki orta büyüklükte bir balıktı, 1.5 kg gelmesi imkansız. Sanırım içini su ile doldurup dondurmuşlar. Balığı hiç beğenmedim. Fakat orada yaşadığım güzellik yetti.

Günün sonunda daha önce Bali’yi gidenlerin “Aman Bali Masajı yaptırmadan dönmeyin” tavsiyelerine uyarak, Nusa Dua bölgesinde bulunan Bali Connection alışveriş merkezindeki bir Spa merkezinde bulduk. Beni masajdan çok çalışanların günlük kazançları ilgilendirdi. Günlük, 5 Lira gibi ücretle çalışan işçilerin, tüm gün boyu bu işi yapmalarına çok üzüldüğüm için yaptırdığım masajdan çok da zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. Burada masaj birçok insanın mesleği. Ortaokul son sınıfta, 6 ay mecburi masaj dersleri almak zorundalarmış.

bali adası

Bir günümüzü Kuta’ya ayırmaya karar verdik. Kuta’ya giderken sahiliyle meşhur Seminyak’a uğradık. İyi ki de uğramışız. Geleneksel bir törenlerini izleme imkanımız oldu. Seminyak daha Avrupai bir yerleşim bölgesi. Çok şık alışveriş merkezleri var. Kuta hareketli ve ucuz tatil geçirmek isteyenlerin cenneti. Bodrum, Çeşme gibi hareketli, gece hayatı, barlar, diskolar, kafeler arıyorsanız Kuta adresiniz olabilir. Aileler için tavsiye etmem. Kuta 1970’lerde ufak bir balıkçı kasabası iken, bugün insanı boğan, rahatsız eden bir yer haline gelmiş. Sahilde rahat yürümenize imkanı yok. Peşinize takılan, kolunuzu tutup çeken, hayır deseniz de inatla malını satmaya çalışan satıcıları atlatabilmek büyük beceri istiyor. Sağınızı solunuzu çekiştiren, üstünüzdeki pantolonu isteyen, masaja ihtiyacın var diye çekiştiren insanlar, Kuta’yı çekilmez yapıyor. Avustralya sinekleri gibi yapışıyorlar.

Kuta plajında birçok Avustralya’lı ile karşılaşmak mümkün. Kuta, sörfçüler ve sörfe yeni başlamak isteyenler için ideal bir yer. Avustralya’lı turistlerin bir çoğu da sörf için buraya geliyor.

bali adası

Eşsiz yeşilliğin ve maviliğin tam ortasında, hem doğayı hem de huzurun yaşandığı tanrıların adası Bali’den ayrılma zamanı geldi. Her gezginin bu adaya ayak basması, keşfetmesi gerektiğine inanıyorum. Benim de bu adada görecek daha çok şeyim var. Gelenek ve dinlerine bağlı, güler yüzlü Bali insanını ve doğası çekiyor insanı. Ayrıca Bali’de Türk olmak bir başka. Türk’leri ve Türk dizilerini çok seviyorlar. Özellikle “Paramparça” dizisini izliyor olmalılar ki, Türk olduğumuzu öğrendiklerinde bize “Dilara” diye hitap etmeye başladılar.

bali adasıbali adasıbali adası bali adasıbali adası bali adasıbali adasıbali adasıbali adasıbali adasıbali adasıbali adası

Tekrar görüşmek üzere “Hoşçakal tanrılar ülkesi Bali”.

 

YORUMLAR