Tara’nın Hikayesi

261

Tara ve Tina’yı anlattım size. Onlar için hissettiklerimi… Yaşadıklarıma gelince, sırayla gitmek en doğrusu ve onları anlatmazsam olmaz! Haksızlık etmiş olurum bugüne taşıyan hatıralarıma.

tara-2Tara’yla tanıştığım anda, çarpmıştı ya beni yakışıklı sahibi. Sonrasında Tara, hep beni kendine hayran bırakan bir köpek oldu. Bana alışması baya bir zaman aldı. Sebebi beni sevmemiş olması değildi . Ama hayatının en kıymetli varlığını benimle paylaşmaya başlamıştı ve gayet kadınsı tavırlar içerisinde bana bunu ara ara hatırlatıyordu. “Dur bakalım sen daha yenisin, bense evin bir tanecik kraliçesiyim” der gibiydi davranışları. İnanın Tara hayatımızın her dönem kraliçesiydi, öyle hakkını veriyordu ki. Kendi kendine küsmeler, hazırladığım yemekleri kendisine ikram ettiğimde ” bana yemeğimi bu kız mı veriyor artık ” dercesine sevgiliye durup durup bakmalar, hatta ilk anda hemen yemeyip, sonra sonra ümidini adamdan kesip, öyle yemeler…

Neyse tüm bunlara alışmaya başlamıştım ki… Bir gün evimizin erkeği, Tara’yı benimle evde bırakıp dışarı çıktı. Bu ilk defa oluyordu, çünkü onlar neresi olursa olsun, her yere beraber giderlerdi. Tara yine heyecanlandı, bir telaş, bir telaş… “Aaa beni almadan gitti ” diye bir anda bir başladı, avaz avaz ağlamaya. Ne yapsam susmuyor. Sarılıyorum, öpüyorum, ı-ıh yok durmuyor. Sonra epey sonra sustu ve arka odaya geçti.

Köpekler çocuklar gibidir, bir anda ortadan kaybolup sesleri çıkmıyorsa, bilin ki bir iş çeviriyorlardır. Gidip baktığımda Tara, aşık olduğu adamın palto ve kıyafetlerini toplamış ve onların üstünde iç çekerek yatıyor. Tabi bende bu manzaradan öyle utandım ki yanına oturup ağladım. Sanırım aşık bir kadın bunu yapar diye düşünmüş olmalıyım o anda. 🙂

Ve tabi akşama kararımı vermiştim. Madem Tara aşıktı benim gibi… O zaman, o duyguyu bana yaşatacak, yeni bir köpek daha lazımdı. Ama bu köpek, erkek köpek olmalıydı ki, o da bana düşkün olsun ve her an gözüme baksın. 🙂 Beni, Tara’nın sahibini sevdiği gibi sevsin.

Kararımı sevgiliye söylediğimde, önce yok dedi, sonra baktı olmayacak sanıyorum beni birazcıkda oyalamak için ” tamam denk gelirse alırız bir erkek doberman ” dedi. Bir kaç gün sonra, Tara’yla gece gezmelerinden döndüklerinde, verdi bana müjdeyi. Bulmuştu, aileye katılacak erkek dobermanı. Üstelik yavru değildi, ortalığı batırmayacak, alışma süreci olmayacaktı . Hazır çocuktu yani… Tabi ben heyecandan mutluluktan havalarda.

tara-3

tara-4

Ertesi akşam, Marmara otelinin önünde buluşmaya gittik, Tara ben ve sevgili. Ve evet gördüm, at ile sıpa arası bir dev doberman!!! Oysa Tara bir Alman dobermanıydı. Dolayısıyla, çok büyük değildi. Yani aslında o güne o akşama kadar Tara da büyüktü, ama yeni üyemiz, o bir devdi!! Elini daha bir sıkı tutmaya başladığımı itiraf etmeliyim ve bu dev için beni uçurur bu diye düşündüğümü…

Tabi ki bu devi aldık, aramıza hemen katıldı. Bunca zaman değişmeyen huylarımızdan biridir. “Alırız biz” dedikten sonra, asla yarı yolda bırakmamak bir canlıyı.

Adı mı neydi? Kronos. Peki Kronos gelince, hayallerim gerçek oldu mu diye sorarsanız. Hepsini anlatacağım, ama sonra ki yazım da tabiii…

 

YORUMLAR